Güven değişik bir duygu. Azıyla da çoğuyla da yetinemezsin,
yettiremezsin. Doğduğun an hayata tutunmaya başlarsın. Bazen kayar düşersin.
Ama tekrar ayaklanıp yürürsün işte tam da burada dizlerini yaraladığında koşup
yanına bir bayan gelir. Ufacık ağlamada dibinde biter ve sen ona zamanla
güvenirsin. Nitekim o koca güveni bir daha öyle kolay kolay bulamazsın. Anne başkadır
nede olsa. Daha sonra baba gelir. Ona da güvenirsin. Aile kavramını öğrenirsin
ve dışarı çıkma zamanı gelir. Bir sürü arkadaş edinirsin. Hepsinin değeri
ayrıdır tabi. Kimini yerlere göklere koyamazsın kimine daha az önem verirsin.
İşte o tepelere koydukların var ya hep yerini yadırgamıştır aslında. Ancak sen
hep yukarda olacaklar demişsin. Aslında o şansı diğerlerine vermiş olsan farklı
olacaktı kim bilir. Bu koşuşturmacada, bu hengamede üç el istersin biri
sırtındaki dost eli diğeri ellerinden tutan sevgili ve en önemlisi ise
arkandaki koca el ailendir. O kadar çok insan çıkar ki karşına mutlu ettikleri
gibi birçok şeye de pişman eder. O anda anlarsın aile gibi koca kavramın
yanında bunların hiç değeri yoktur. Aldığın her darbede onlara koşarsın, her
yaranı sarar eski haline gelmen için her şeyi yaparlar. Ayaklandığın an tekrar
tekrar yanılırsın sen onlara arkanda oldukları için güvenirsin, onlarda sana her
konuda başarılı olabileceğin için güvenir. İşte herkes bu aileye sahip değil.
Bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Bazıları daha ailede güven duygusu sarsılıyor.
Buda madalyonun diğer yüzü. Ailesinin güvenini arkasında bulamayan çocuk diğerine
göre daha eksiktir hayatta her şeyi kendi başına yapacaktır. Belki bu ilerde
eşiyle, çocuğuyla yaşayacağı en büyük problem olacaktır. İnsanları yargılarken
keskin olmamak gerek kimin, nasıl bir ortamda yetiştiğini bilemeyiz. Önyargısız
bakmalıyız insanlara.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder