4 Ağustos 2013 Pazar

DAVETSİZ GÜLMEYE DAVETLİSİNİZ


Dışardan bakana güllük gülistanlık, toz pembe gözükür her şey aslında hiçte öyle değildir. Fırtınalar kopar da bir yağmur damlası hissetmez yanındakiler, bir rüzgar hissetmez. Hep böyle değil miyiz günlük yaşamda bir çok zorlukla karşılaşırız da belli etmeyiz halimizi. NASILSIN? Sorusuna iyiyim demek adet olmuş. Kocaman gülücükler dağıtmak istersin öylesin veya değilsin tüm mesele tek kişi dahi olsa güldürmek, mutlu etmektir belki de kim bilir. Hep mi böyle? Yok aslından alışkanlığındır bu belki de. Ama şu bir gerçek gülmek altından daha değerli bir şey öyle birikimle, yatırımla olacak şey değil. İçten olacak, samimi olacak en önemlisi gönlünden kopacak. Gülmek için hem tanımakta gerekmez  yolda, metroda, otobüste minik bir tebessüm öldürmez sizi. Aksine kendi sıkıntınızı unutturur.  Örnekleyelim; çok büyük bir derdin var, için içine sığmıyor ve otobüste oturuyorsun minik bir el çarptı gözüne karşıdan öle minik yüzlü ama senden büyük gülücüklere sahip sırıtıyor. Eğer gülüyorsan demek ki çözümsüz bir şey yoktur. Yine böyle durumlarda kulaklığı kulağına takıp sahilde yürüyüşe çıkmanızı tavsiye ederim. Her bir insana baktığında değişik hissedekceksin. Küçük küçük yolla gülücüklerini acıma belki çevrendekilerde alışkanlık haline getirir. Onları mutlu ettiğin gibi sıkıntılı anında biri de gelir bir tebessümle seni rahatlatır. Aslında insanlar aynamızdır unutmamamız gereken en temel şey buydu belkide. Hüzün gösterirsen hüzün, sevinç gösterirsen sevincin olur. Davetsiz bu hayatta kayıplar var evet ama kazandıklarımız daha çokçadır. İşte bunları daha da arttırmak için kaşık değil kepçe kepçe dökelim gülücükleri.  Bardağı kırmamak için gösterdiğimiz çabanın yarısını da sevdiklerimiz için göstersek ne kaybederiz. Zamanı vakti var derken gün gelir çatar tüm imkanlar ortadan kalkar, koskoca pişmanlık oturur yüreğimize. Sizi hunharca gülmeye çağırıyorum.