Dışardan bakana güllük gülistanlık, toz pembe gözükür her
şey aslında hiçte öyle değildir. Fırtınalar kopar da bir yağmur damlası
hissetmez yanındakiler, bir rüzgar hissetmez. Hep böyle değil miyiz günlük
yaşamda bir çok zorlukla karşılaşırız da belli etmeyiz halimizi. NASILSIN? Sorusuna
iyiyim demek adet olmuş. Kocaman gülücükler dağıtmak istersin öylesin veya
değilsin tüm mesele tek kişi dahi olsa güldürmek, mutlu etmektir belki de kim
bilir. Hep mi böyle? Yok aslından alışkanlığındır bu belki de. Ama şu bir
gerçek gülmek altından daha değerli bir şey öyle birikimle, yatırımla olacak
şey değil. İçten olacak, samimi olacak en önemlisi gönlünden kopacak. Gülmek için
hem tanımakta gerekmez yolda, metroda,
otobüste minik bir tebessüm öldürmez sizi. Aksine kendi sıkıntınızı
unutturur. Örnekleyelim; çok büyük bir
derdin var, için içine sığmıyor ve otobüste oturuyorsun minik bir el çarptı
gözüne karşıdan öle minik yüzlü ama senden büyük gülücüklere sahip sırıtıyor. Eğer
gülüyorsan demek ki çözümsüz bir şey yoktur. Yine böyle durumlarda kulaklığı
kulağına takıp sahilde yürüyüşe çıkmanızı tavsiye ederim. Her bir insana baktığında
değişik hissedekceksin. Küçük küçük yolla gülücüklerini acıma belki
çevrendekilerde alışkanlık haline getirir. Onları mutlu ettiğin gibi sıkıntılı
anında biri de gelir bir tebessümle seni rahatlatır. Aslında insanlar
aynamızdır unutmamamız gereken en temel şey buydu belkide. Hüzün gösterirsen
hüzün, sevinç gösterirsen sevincin olur. Davetsiz bu hayatta kayıplar var evet
ama kazandıklarımız daha çokçadır. İşte bunları daha da arttırmak için kaşık
değil kepçe kepçe dökelim gülücükleri. Bardağı
kırmamak için gösterdiğimiz çabanın yarısını da sevdiklerimiz için göstersek ne
kaybederiz. Zamanı vakti var derken gün gelir çatar tüm imkanlar ortadan
kalkar, koskoca pişmanlık oturur yüreğimize. Sizi hunharca gülmeye çağırıyorum.